<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Eğitim arşivleri - Özel Gülfidan Okulları</title>
	<atom:link href="https://www.gulfidan.k12.tr/category/egitim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.gulfidan.k12.tr/category/egitim/</link>
	<description>Bilim ve Ahlak Odaklı, Çift Kanatlı Okul</description>
	<lastBuildDate>Sun, 20 Jun 2021 22:48:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.gulfidan.k12.tr/wp-content/uploads/2021/06/cropped-Calisma-Yuzeyi-13-32x32.png</url>
	<title>Eğitim arşivleri - Özel Gülfidan Okulları</title>
	<link>https://www.gulfidan.k12.tr/category/egitim/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Eğitimde Cesur Adımlar</title>
		<link>https://www.gulfidan.k12.tr/egitimde-cesur-adimlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[gulfidann]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Apr 2019 07:46:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[uzaktan eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[yeni nesil beceriler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://defaults.extendstudio.net/post-templates/?p=11</guid>

					<description><![CDATA[<p>En nihayetinde; en iyi, en zeki olanın değil, en iyi adapte olanın, en iyi uyum sağlayanın, en başarılı olduğu anlaşıldı.</p>
<p><a href="https://www.gulfidan.k12.tr/egitimde-cesur-adimlar/">Eğitimde Cesur Adımlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.gulfidan.k12.tr">Özel Gülfidan Okulları</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-large is-style-default"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1000" height="700" src="https://www.gulfidan.k12.tr/wp-content/uploads/2021/06/egitimde-cesur-adimlar-insan-ve-hayat.jpg" alt="" class="wp-image-875" srcset="https://www.gulfidan.k12.tr/wp-content/uploads/2021/06/egitimde-cesur-adimlar-insan-ve-hayat.jpg 1000w, https://www.gulfidan.k12.tr/wp-content/uploads/2021/06/egitimde-cesur-adimlar-insan-ve-hayat-300x210.jpg 300w, https://www.gulfidan.k12.tr/wp-content/uploads/2021/06/egitimde-cesur-adimlar-insan-ve-hayat-768x538.jpg 768w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></figure>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong>Geleceğin belirsizliğiyle birlikte belirsizliğin geleceği, insanları endişeli bir hayata sürüklüyor.</strong></p></blockquote>



<p>Hayat, her zaman olağan akışında gitmez. Bazen, beklenmedik durumlar ortaya çıkar.</p>



<p>Nefesler tutulur. Gergin ve uzun bekleyişler olur. Salgın günleri de böyle süreçlerden biridir.</p>



<p>Salgın döneminde en büyük etkiyi sağlık sektörü yaşadı. Bunu kabul ediyoruz. Fakat bir de eğitim sektörü var ki ikinci büyük etki orada yaşandı. Dünya genelinde okullar kapatıldı, öğrenciler evlere kapandı. Eğitim, öncesinde de kapalı ortamlar içindeydi belki. Ama eğitim kurumlarında sosyalleşebilme imkânı bulunuyordu. Artık dünyada sadece klasik eğitim düzeni yok. Yeni eğitim uygulamalarına karşı biraz daha yakından bakmak gerekiyor gibi.</p>



<p>Dünyadaki ve özellikle eğitim camiasındaki bu belirsizlik süreci, bir şekilde atlatılacak. Ama en az yara ile kurtulmak için eğitim camiasının ne gibi problemleri çözmesi gerekecek?</p>



<p><strong>Endişeli bir hayat</strong></p>



<p>Her şeyde hızlı bir değişim ve dönüşüm var. Öyle ki eğitim de bu değişim ve dönüşümden nasibine düşeni almakta hiçbir beis görmedi. Herkes eğitim konusunda sorular sorarken, şu anki hiçbir neslin daha önce tecrübe etmediği bir şey ortaya çıkıverdi: Uzaktan eğitim.</p>



<p>Çocuklar bambaşka bir noktada buldular kendilerini. Her şey, çok hızlı değişti. Kimse bu kadar hızlı bir geçişi beklemiyordu. Nasıl ki yüzme bilmeyen birisini denizin ortasına bıraktığınızda, orada çırpına çırpına bir şeyler yapmaya, suyun üstünde kalmaya ve nefes almaya çalışır. Bu çalışmasıyla beraber suya maruz kalarak, yüzmeyi öğrenir. Buna benzer, uzaktan da olsa eğitime ve öğretim almaya maruz kaldı çocuklar.</p>



<p>Malum, devir hız devri.</p>



<p>Her şey öyle hızlı değişiyor ki şu an bu yazıları yazdığımız eğitim atmosferiyle bu yazının size ulaştığı andaki atmosferin aynı olup olmayacağını bile kestiremiyoruz.</p>



<p><strong>Global bir vizyon</strong></p>



<p>İnsanlık, ucu görünmeyen salgın tünelinden çıkış yolu ararken, eğitimciler tarafında hazırlıklara başlandı. Eğitimciler, herhangi bir durumla karşılaşıldığında çaresiz kalmadan, derhal yeni duruma mutabık olmaya çalıştılar.</p>



<p>İnsan, tabiatı gereği Hazreti Allah’ın verdiği akıl nimetini, tehlike anlarında daha fazla kullanmaya gayret gösteriyor. İnsanlık tarihinde her kırılma noktasında, her büyük felakette, yeniden ayağa kalkma ve yeni düzene adapte olma yarışı yapılıyor.</p>



<p>Yolu eğitimle kesişen herkes, hayatta her türlü yeniliğe açık hale geldi. Bu konuda salgın, cesareti artırdı.</p>



<p>Belki bir süre sonra, okula gidemediği için üzülen öğrenciler, uzaktan eğitim daha güzeldi diyerek tekrar uzaktan eğitime dönmek isteyecekler. Okul okul gezerek evladını kayıt ettirmeye çalışan veliler, salgın döneminde olduğu gibi oturdukları yerden her okulu sanal tur vasıtasıyla gezip o eğitim kurumu hakkında bilgi alma alışkanlığını devam ettirmek isteyecekler.</p>



<p><strong>Fikrî takip&nbsp;</strong></p>



<p>Okullar, mevcut öğrencilerini adeta fikrî takip altına alıyor. Uzaktan eğitim sürecinde derslere katılımlar, alınan yoklamalar, yapılan testler ve eksik görülen konular, birebir öğrenciyle ve velilerle istişare ediliyor. Bu da sürecin pozitif yansımalarından birisi olabilir.</p>



<p><strong>“Gidişatı, salgın süreciyle birlikte belirleyeceğiz”&nbsp;</strong></p>



<p>Eğitim camiasının ortak bir ses olarak dillendirdikleri cümle bu. Kurumlar, kendilerinin her şeye hazır olduklarını belirtmekle beraber süreci, salgının seyrinin belirleyeceğinin farkındalar.</p>



<p><strong>Köklü değişiklikler</strong></p>



<p>Zorunlu sebeplerden dolayı eğitimin şartları ve bugüne kadar alışılageldik temel unsurları değişiyor. Köklü bir değişim sürecinde ise başta öğrenciler olmak üzere; yolu eğitimden geçen herkesi ilgilendiren bu süreç, acaba ne gibi neticelere varacak?</p>



<p>Eve kapanan uzaktan eğitimde, her şeyin birbirine harmanlandığı bir eğitim ortamında veli, bazen öğretmen oluyor. Öğretmen de bazen öğrenci oluyor. Öğrenci ise bazen veli olmak durumunda kalıyor.</p>



<p><strong>Pandemi günlerinde, farkına vardıklarımız</strong></p>



<p>Eğitimle ilgili çok temel yanlışlarımız olabilir.</p>



<p>Kabul. Fakat esas, işin özündeki problem, eğitimin hayat için değil de sınav için yapılıyor olmasıdır. Hâlbuki eğitim; “yetiştirmek”, “büyütmek”, “geliştirmek” manalarına gelir. Görüldüğü gibi, sınava hazırlamak gibi bir anlam taşımıyor.</p>



<p>Bu süreçte nelerin farkına vardık;</p>



<ul class="wp-block-list"><li>Eğitimde yapılan fizikî yatırımla beraber fikrî yatırımların da önemli olduğu anlaşıldı.</li><li>Eğitimin aile boyu bir meşguliyet olduğu yeniden hatırlandı.</li><li>Yaparak, yaşayarak, üreterek öğrenme modellerine geçilse ve öğrencilerin hayatları sadece bir sınava yönelik değil de genel manada hayatın ta kendisine göre ilmek ilmek işlense, daha güzel olacağı düşünüldü.</li><li>Öğrenci, akıl yürütebilmeyi, sebeplerden hareketle sonuçlara varabilmeyi, analitik düşünce basamaklarını arşınlayıp bir örümceğin ağ örmesi gibi titizlikle kendi hayat ağını örmeyi becerebilse, eğitimin daha iyi olabileceği görüldü.</li><li>Öğrencinin, yeknesak bir şekilde, çoktan seçmeli testlerle, hazır sorulara hazır cevaplar vererek sözde bir başarı elde etmektense fikrî kabiliyetinin geliştirilmesinin farkına varıldı.</li><li>En nihayetinde; en iyi, en zeki olanın değil, en iyi adapte olanın, en iyi uyum sağlayanın, en başarılı olduğu anlaşıldı.</li></ul>



<p>İnsan ve Hayat Dergisi</p>
<p><a href="https://www.gulfidan.k12.tr/egitimde-cesur-adimlar/">Eğitimde Cesur Adımlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.gulfidan.k12.tr">Özel Gülfidan Okulları</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">620</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Çocuklara Kitap Nasıl Okunur?</title>
		<link>https://www.gulfidan.k12.tr/lorem-ipsum-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[gulfidann]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Apr 2019 07:45:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitap okuma]]></category>
		<category><![CDATA[okumak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://defaults.extendstudio.net/post-templates/?p=10</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklar 6 aylık olduktan sonra, onları rahatça kitaplarla/dergilerle tanıştırabilir, hayatlarına bu güzel arkadaşları dahil edebiliriz. </p>
<p><a href="https://www.gulfidan.k12.tr/lorem-ipsum-2/">Çocuklara Kitap Nasıl Okunur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.gulfidan.k12.tr">Özel Gülfidan Okulları</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Çocuğun sizinle ve kitaplarla arasındaki bağ, ona kitap okumanızla şekillenir.</strong></p>



<p>Çocuklar 6 aylık olduktan sonra, onları rahatça kitaplarla/dergilerle tanıştırabilir, hayatlarına bu güzel arkadaşları dahil edebiliriz. Okumaya başladığınız kitapları tabii ki anlamayacaklar. Ama bu okumada maksat, onlara herhangi bir şey öğretmek değil, özellikle kelime kazandırmaktır. Kelimelere kulak aşinalığı kazanan çocuğun beyin gelişimi daha sağlıklı olur.</p>



<p><strong>Okumaya geçmeden önce&nbsp;</strong></p>



<p>Öncelikle çocuğa uygun kitap/dergi seçimi; yaşına, seviyesine ve daha çok ilgisine yönelik olmalıdır. Gelişim özellikleri de mühimdir. Bu durum, zaman içinde belli olur. Siz ne kadar çok okursanız, çocuğunuzu o kadar iyi tanırsınız.</p>



<p>Çoğu zaman kitap seçimini çocuk yapsa da doğru kitabı seçmek tespit etmek size düşer. Okuyacağınız kitabı, çocuğunuza göstermeden ve okumadan evvel mutlaka dikkatle inceleyin. Gerekirse üç beş defa okuyun. Çünkü birçok kitapta faydadan çok zararlı görsel ve ifadelerin olabileceğini unutmayın. Eğer varsa, okurken bunları mutlaka değiştirerek okuyun. Olumsuz görseller varsa onları kapatın veya çıkarın.</p>



<p>Kitap seçimini tamamladıktan sonra, birkaç defa sesli prova yapın. Çocuğunuzla okuma sırasında ne gibi tonlamalar yapacaksanız belirleyin. Gerekirse notlar alın. Okuma sırasında kimi sesleri çıkarmak için tabak, kaşık vs. yanı sıra canlandırmalar için çoraptan bir kukla da temin edebilirsiniz.</p>



<p><strong>Okuma ortamının hazırlanması</strong></p>



<p>Çocuğun ihtiyaçları karşılandıktan sonra okumaya geçmek önemlidir. Çocuk hasta, uykusuz veya huysuzsa; böyle bir zamanda kitap okumaya çalışmayın. Aksi takdirde çocuk daha çok huysuz olacaktır. Onun için eğlenceli olabilecek bir çalışma, işkenceye dönüşebilir. Eğer sağlığı ve huzuru yerindeyse kitap okumanın tam zamanıdır. Okuma ortamı için rahat oturmanız ve sarılır vaziyette olmanız çocuğunuzla aranızdaki bağı kuvvetlendirecek ve çocuğun kendisini güvende hissetmesine vesile olacaktır.</p>



<p><strong>Okuma süresi</strong></p>



<p>5-10 dakika arasında olacak şekilde düşünebilirsiniz. Bu süre, çocuğun ilgi ve motivasyonuna bağlı olarak biraz daha kısalabilir veya uzayabilir. Okuma konusunda istikrarlı olun. Her gün en az bir kitap, dergi veya çocuk takviminden bir yaprak okumaya çalışın.</p>



<p>Aynı kitapları defalarca okuyabilirsiniz. Okuma için özel ve belirlenmiş vakitler seçin.&nbsp; Mesela çocuğun uyumasına yakın bir saat olabilir.</p>



<p><strong>Nasıl okuyacağız?</strong></p>



<p>Kitabı bir ödev veya zorunluluk gibi okumayın. Okurken âdeta oyun oynar gibi davranın. Bu süreçte ciddi oyunculuk performansı sergilemeniz gerekir. Okuduğunuz her ne ise mutlaka duygularınızı katarak okuyun. Âdeta hikayenin içine girin. Hikayeyi yaşıyor gibi okursanız zaman içinde çocuklara okuma beceriniz daha hızlı gelişecektir.</p>



<p>Okumaya geçmeden evvel resimleri gösterin. İlk sayfada bulunan resimleri yavaş yavaş anlatın. Sohbet havasını asla bozmayın. Unutmayın, şu an çocuğunuzu imtihan etmiyorsunuz. Onunla oyun oynuyorsunuz. Resimlerin renklerine, adetlerine, boyutlarına dikkat çekin. Sorular sorun, eğer cevap vermezse siz cevaplayın. Bol bol kelime yüklemeye çalışın. Sakın söylediğimi anlamıyor diye farklı kelimeler kullanmaktan çekinmeyin. Şu an anlamasa&nbsp; da kelimelere aşinalık kazanacak ve bu da beyin gelişimini iyi yönde etkileyecektir.</p>



<p>Okurken sesinizi ve mimiklerinizi kullanmaya çalışın. Her ifadenize duygu katın. Eğer duygu katarak okursanız çocuğunuzun duyuşsal gelişimini de desteklersiniz. Mesela “aslan cesurca kükremiş” derken cesur olun. Cesareti hissettirin. “Minik kedi çok mutlu olmuş” derken mutlu olun ve bu mutluluğu hareketlerinize yansıtın.</p>



<p>Zaman zaman göz göze gelin. Dokunun, sarılın, gülüşün, eğlenin ki kitap okumanın ne denli güzel ve eğlenceli bir iş olduğunu yaşayarak anlasın. Siz okurken keyif alırsanız, o da eğlenir ve olumlu tutumlar geliştirir.</p>



<p><strong>Kimi çocuk, kitap okuma etkinliğinden hoşlanmazsa bir köşede sanki başka birine okuyormuş gibi okumaya devam edin.</strong></p>



<figure class="wp-block-image"><a href="https://insanvehayat.com/wp-content/uploads/2020/11/Basliksiz-2-4.jpg"><img decoding="async" src="https://insanvehayat.com/wp-content/uploads/2020/11/Basliksiz-2-4-241x300.jpg?is-pending-load=1" alt="" class="wp-image-17788"/></a></figure>



<p><strong>Hisleri yansıtın </strong></p>



<p>Beş duyuyla ilgili ifadeleri tatbik edin. Mesela koklamayla ilgili bir şey geçmişse koklar gibi yapın ve koku hissediyor gibi olun. Okuduğunuz metinde geçen sesleri çıkarmaya çalışın. Bunun için bazen ellerinizi kullanın. Bir rüzgar esiyorsa “vuuuu” diye ses çıkarırken aynı zamanda üfleyin, hissettirin. Burada dikkat etmek gereken hususlardan biri de masalda geçen kahramanları taklit ederken korkunç sesler çıkarmamaktır. Aksi halde çocuk ürker ve kitaplardan soğuyabilir.</p>



<p>Okuma sırasında küçük sorular sorabilirsiniz. Mesela; kedi nerede, kedi nasıl ses çıkarır? Bu kedi güzel mi? Kitapta geçen olayları, durumları mümkün oldukça elimizle veya herhangi bir aletle canlandırmaya çalışabilirsiniz. Bazen kuklalar kullanmak da işe yarayabilir. Jest ve mimiklerinizi sık sık kullanmanız, anlatıma heyecan katar ve olayların çocuğun zihninde canlanmasını kolaylaştırır.</p>



<p>Kimi çocuk, kitap okuma etkinliğinden hoşlanmayabilir. Bunun için çok zorlamamakla beraber bazen bir köşede sanki başka birine okuyormuş gibi okumaya devam edin. Bir süre sonra yanınıza gelecek, size veya  kitaba dokunacak ve kendisi de olaya dahil olmak isteyecektir. İşte orada kitap, onunla konuşacak ve okuyan okumanın, dinleyen de dinlemenin lezzetine varacaktır.</p>



<p>Doç. Dr. Şahin Oruç &#8211; İnsan ve Hayat Dergisi</p>
<p><a href="https://www.gulfidan.k12.tr/lorem-ipsum-2/">Çocuklara Kitap Nasıl Okunur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.gulfidan.k12.tr">Özel Gülfidan Okulları</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">619</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ayakkabısız Okullar</title>
		<link>https://www.gulfidan.k12.tr/lorem-ipsum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[gulfidann]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Apr 2019 07:45:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ayakkabı]]></category>
		<category><![CDATA[ayakkabısız okul]]></category>
		<category><![CDATA[ev gibi]]></category>
		<category><![CDATA[rahat okul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://defaults.extendstudio.net/post-templates/?p=8</guid>

					<description><![CDATA[<p>Betonun soğukluğu, ayakkabıların sıkıcılığı, sıra ve masaların sertliği bir tarafa; ayakkabının dışarıda bırakılmasıyla “ev gibi rahat” cümlesiyle eğitim mekanları yeniden kurgulanıyor.</p>
<p><a href="https://www.gulfidan.k12.tr/lorem-ipsum/">Ayakkabısız Okullar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.gulfidan.k12.tr">Özel Gülfidan Okulları</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Betonun soğukluğu, ayakkabıların sıkıcılığı, sıra ve masaların sertliği bir tarafa; ayakkabının dışarıda bırakılmasıyla “ev gibi rahat” cümlesiyle eğitim mekanları yeniden kurgulanıyor. Öğrencinin keyfiyeti için “Ayakkabısız okullar” uygulaması bir seçenek olarak sunuluyor.</strong></p>



<p>Evvela, bu yazıyı ayakkabılarınızı çıkarıp okuyun. On yıl çalışma ofisinde ayakkabısız çalışıyorsunuz. Beş katlı apartmanın merdivenleri halı ile kaplı, dış kapıda girişte ayakkabılarınızı çıkarıyorsunuz. Bütün eğitim hayatı boyunca derslerin hemen hepsi ayakkabısız işlenmiş. Ne dersiniz. “Ev gibi rahat” dersiniz, tabii. İşte böyle bir dünya yeryüzünde mevcut. Bunun eğitim yuvası olduğunu düşündüğünüzde hasıl olan keyfiyeti tahmin edemezsiniz. Ayakkabısız okulların temelinde ne bulunuyor, önce onu ortaya çıkaralım.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Eğitimin gerçek manası</strong></h2>



<ul class="wp-block-list"><li><a href="https://insanvehayat.com/ayakkabisiz-okullar/#Egitimin_gercek_manasi">Eğitimin gerçek manası</a></li><li><a href="https://insanvehayat.com/ayakkabisiz-okullar/#%E2%80%9CAyakkabi_terbiyesi%E2%80%9D">“Ayakkabı terbiyesi”</a></li><li><a href="https://insanvehayat.com/ayakkabisiz-okullar/#Egitimde_unutulmuslari_yeniden_hatirlama_devri">Eğitimde unutulmuşları yeniden hatırlama devri</a></li><li><a href="https://insanvehayat.com/ayakkabisiz-okullar/#Egitimde_mekani_yeniden_kurgulamak">Eğitimde mekanı yeniden kurgulamak</a></li><li><a href="https://insanvehayat.com/ayakkabisiz-okullar/#Iste_%E2%80%9Cdegerli_egitim%E2%80%9D">İşte “değerli eğitim”</a></li><li><a href="https://insanvehayat.com/ayakkabisiz-okullar/#Ayakkabisiz_Okul">Ayakkabısız Okul</a></li><li><a href="https://insanvehayat.com/ayakkabisiz-okullar/#_Sirali_Sistem">&nbsp;Sıralı Sistem</a></li></ul>



<p>Eğitim, en kısa tabirle terbiye demektir ki, terbiye “Rabb” kökünden iştikak eder. Bugün kafayı salt bilgi ile doldurmak; eğitim değildir. Eğitime bu gözle bakmak insanı bilgi hamalı yapmaktır. Eğitim esasında; Nefsi, kalbi, hisleri, bedeni terbiye etmektir. Osmanlı devrinin son zamanlarında pedagoji üzerine yazılan kitaplarda terbiyeyi de “bedenî, ahlakî, fikrî” diye taksim etmişler. Bütün bu üç unsurun en başında muhakkak ki imandan olduğu hadîs-i şerifler ile sabit olan nezafet-temizlik geliyor. Hani o meşhur gelişim psikolojisinde “gelişim baştan ayağa doğrudur” denir ya, eğitimde de gelişim “ayaktan başa doğrudur.” Ayak nereye giderse baş oraya girer. Bedenî terbiyede nezafet hasıl olunca, nezaket de hasıl olacaktır. Terbiye, şikayetçisi olduğumuz bugünün nezaketsiz üslubuna da çözüm olabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>“Ayakkabı terbiyesi”</strong></h2>



<p>Terbiye, ayaktan başlıyor. Hem de bu topraklarda asırlardır bir eğitim uygulaması olarak hayat bulmuş. Geriye doğru yılları sararsak “Ayakkabı Terbiyesi” başlığını Refik Halit 1945 yılındaki bir yazısında kullanıyor, Nişantaşı’ndaki İngiliz erkek okulundan bahsediyor. Demek ki kızlar ve erkekler başka milletler ve eğitim sistemlerinde de cinsiyete uygun eğitim görebiliyormuş.&nbsp; Nişantaşı Anadolu Lisesinin temelleri 1849 yılında, Beyoğlu Bursa Sokağında&nbsp; Lord Stantford Redcliffe’in&nbsp; eşi Lady Stratford Redcliffe’in bir kız okulu açmasıyla başlar. 1905 yılında Boys School – erkek okulu olarak devam eder.&nbsp; 1955 yılında,&nbsp; lise seviyesinde English Boys High School olmuştur.&nbsp; İngiliz okullarının bir geleneği olan “gentlemen” yetiştirme anlayışının bir uzantısıdır. Maddi imkansızlıklar gerekçe gösterilerek, 1979 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’na devredilir ve bugünkü Nişantaşı Anadolu Lisesi adını alır.</p>



<p>İşte bu okulun geçmişinde, Osmanlı coğrafyasında uygulanan ayakkabısız eğitim sistemi vardır. Yazar şöyle nakleder. “Nişantaşı’ndaki İngiliz erkek okuluna talebenin sokak ayakkabılarıyla girmesi yasak. Hepsinin pabuçlukta bir çift -arkalı ve ökçeli, hemen takıvermesi kolay, hususî şekilde yapılmış- terlikleri var; onları giymeden içeriye adım atmıyorlar. Atmayınca da yerler tertemiz kalıyor, mermerlerin daima pırıl pırıl durması binaya ayrı bir güzellik veriyor.”</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Eğitimde unutulmuşları yeniden hatırlama devri</strong></h2>



<p>Eğitimde unutulan değerleri hatırlatıyor. Bu usulün sadece temizlikle kalmadığını vurguluyor, kişinin manevi dünyasını şekillendirdiğini pedagojik bir dille ifade ediyor. “Kışın, yolda ıslanmış çamurlu potinleri çıkarıp evde kuru kalmış terliklere kavuşmanın ayrıca bir zevki olduğu gibi, sıhhî bakımdan faydası da inkar edilemez. Hatta daha ileriye vararak diyebilirim ki, ıslak ve kirli ayakkabı insanın maneviyatını bozar, çalışma hevesini kırar ve onu miskin, mızmız bir hale sokar. Sokak dönüşü ayakkabı değiştirmenin az çok yorgunluğu giderdiği de bir hakikattir; evi benimsetmesi, sevdirmesi de hesaba katılmalıdır.” İşte yazarın da “ev gibi rahat” ifadesini söylemesi bir eğitim gerçeğine işaret ediyor. Öğrencinin eğitim gördüğü yeri, kendi evi gibi hissedecek ortamlar sunmak gerekiyor. Çünkü eve bile çamurlu, kirli ayak ile girildiğinde gerek ev hanımının veya hizmetçinin arkadan bir sürü laf söylediği vakidir. Aynı şey niye eğitim yuvasında geçerli olmuyor, sorusunu sormak gerekiyor.</p>



<p>Yazarın 1940’lı yıllarda buna çözümü şu şekildedir. “Faydalı görünen bu usule bütün okullarda riayet edilmesi istenir. Maddi imkânı bulunursa okul terliği usulünü kabul etmemek için sebep kalmaz. Hele bizim gibi daha pek yakın zamanlara kadar ev ve sokak ayakkabısını ayırmaya alışmış bir milletin zaten esasta kendisinin olan bu usulü okullardan başlayarak yeniden benimsemesini gayet tabiî görmek lâzımdır.”</p>



<p>Her ne kadar Nişantaşı’nda bir İngiliz okuluna ayakkabısız girildiğini görse de bu usulün milletimizin ve medeniyetimizin köklerinde, kadim eğitim sistemimizde yer tuttuğunu açık yüreklilikle söyler.&nbsp; Ne oldu da bugüne kadar ayakkabıların ayağımızı sıkmasına rıza gösterdik. Cevap basit “Eğitim, her zaman işin kolayına kaçılmaya müsait bir alan.” Olmuyor, deyip başka bir şey hemen reddedilebiliyor. Ancak 2015’ten itibaren Kocaeli Özel Güneş Okulları tedricen halılı sınıf uygulamasını başlatmış. Uygulamayı yerinde görmek için yola çıktık.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Eğitimde mekanı yeniden kurgulamak</strong></h2>



<p>İstanbul trafiğinin sıkışıklığını atlatıp iki saat sonra okula ulaşıyoruz. Oysa bugüne kadar sıkışan ayaklarımızı o kadar düşünmemiştik. Halılı sınıf uygulaması manzarası, içimizi ferahlatıyor. Öğrenciler, öğretmenleri ile o kadar yakınlık kurmuşlar ki sanırsınız dünyanın eğlenceli oyunlarını öğreniyorlar. İnsanın ruh halini aksettiren kelimeler sıralanıyor ardı ardına: Samimi, rahat, doğal, mütebessim, yek-âhenk vb… Kısacası keyifleri hayli yerinde.</p>



<p>Ayakkabılarımızı ayakkabılığa çıkarıp o hissiyatı yaşıyoruz. Sonuç: “Evinizde gibisiniz. Kendinizi buraya ait hissediyorsunuz. Rahatsınız. Canınız sıkılmıyor. İçeride daha çok durmak istiyorsunuz.” Mübalağaya lüzum yok. Maksat sadece konfor değil, keyfiyeti artırmak için ruha giden kanalları açmak, yani bedenî sıkılganlığın ruh üzerindeki baskısını azaltmak. Böylece rahatlayan beden öğrenmeye daha açık hale geliyor, zihin rahat çalışıyor, öğrenmeye daha çok odaklanıyor. Çünkü öğreten ile öğrenen aynı seviyede, yerde. Eşit mesafede, öğrenme fiilini yeniden birlikte keşfediyorlar.</p>



<p>Eğitim hayatınızda hafızanıza kazınan sıraların o statik ve donuk halini derhatır ettikçe, betonun soğukluğu ve matlığı tüylerinizi ürpertiyor. Sınıf; sıra, masa, tahta ve insanlardan mürekkep bir mekan haline geliyor. Canlılık, hareket, serbest dolaşım alanı nerede? Neredeyse koca bir yıl sadece belirlenmiş bir sıraya oturmak için geliniyor. Bugün, dövündüğümüz gençlik işte bu sıralarda yetiştiler. Belki de ruhları can çekişiyordu. Eğitim, sadece bilgiye odaklanırsa yani kafaya; ruha ve gönle hitap etmezse işte o zaman akılsız başın cezasını ayaklar çekiyor. Eğitimin ruha ve gönüle hitap eden kısmını kazanmak için mekanın ayaktan başa yeniden kurgulanması gerekiyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>İşte “değerli eğitim”</strong></h2>



<p>Diyeceksiniz ki, “Bu kadar maliyete ne gerek var? Bizim zamanımızda böyle değildi.” Biraz daha köklere inelim mi? İlimde evvela hürmet esastır; öğrenene, öğretene, öğretilen mekana. İmam-ı Azam Hazretleri’nin kapısının eşiği altından da olsa ilim talebesine zekat düşer, cümlesi bir hakikati işaret ediyor, daha doğrusu öğrenciye, talebeye ve eğitime dair duyulan azami bir hürmete: “İlim talebesinin okuduğu yerlere melekler kanatlarını serer.” Sizce de ayaklarının altından halısını çektiğimiz öğrenciler için, yollarına ayaklarının altına halı sersek az değil midir? İşte “değerler eğitimi” ve “değerli eğitim” buradan, daha kapıdan içeriye adım atarken başlıyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Ayakkabısız Okul</strong></h2>



<ul class="wp-block-list"><li>Dersin muhtevasına göre ders esnasında alanın her yeri kullanılabilir. Yer değiştirmeler, öğrenmeyi ve odaklanmayı kolaylaştırmak içindir.</li><li>Oturma düzeni, dairevî, hilal, halka ya da U şeklindedir. Kişi halkadaki bütün herkesi doğal olarak odaklanma kaybı olmadan görür.</li><li>Halka şeklinde oturuşta herkes öğrenme ve kendine gösterilecek ilgi noktasında eşit görür ve hisseder.</li><li>Halka, hilal şeklindeki oturma düzeni sayesinde göz göze iletişim, yakın mesafe iletişime daha açıktır. Öğretmen ve öğrenci arasındaki göz kontağı hızlıdır ve iletişim güçlüdür.</li><li>Yağışlı havalarda ve kış aylarında teneffüs alanı olarak kullanılabilir.</li><li>Teneffüsle beraber sınıfta vakit geçirme süresi ve okulda daha çok kalma aralığı uzundur.</li><li>Halı sayesinde ses yalıtımı olduğu ve ayakkabı da çıkarıldığı için çok katlı okullarda sessiz bir okul oluşur.</li></ul>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sıralı Sistem</strong></h2>



<ul class="wp-block-list"><li>Öğrencinin yeri bir aksilik yaşanmadığı müddetçe sabittir. Yer değiştirmeler genelde sessizliği sağlamak için yapılır. Bir ceza imiş gibi algılanılabilir.</li><li>Oturma düzeni sıra art arda oturacak şekildedir, kişi sadece öğretmeni görür. Arka sırada oturan kişi yıl boyu uzak kalması sebebiyle kendini derse ilgisiz hissedebilir.</li><li>Öğretmen ile öğrenci, yükseklik ve oturmak için kullanılan eşya cihetiyle eşit seviyededir.</li><li>Direkt iletişim için sıraların set gibi dizilmesi aralardan geçişi zorlaştırır. Öğretmen daha çok kendi masasının olduğu alanda döner.</li><li>Yağışlı hava ve kış aylarında hijyen açısından kullanışlı değildir.</li><li>Teneffüsle beraber sınıf ortamında kalma süresi azdır.</li><li>Okulda çalışanların ve öğrencilerin ayakkabı sesleri daha gürültülüdür. Alt kattakiler bu sesten her zaman muzdariptir.</li><li>Ayakkabılı okulda zeminden kalkan tozlar havada uçuşup sağlığı tehdit edebilir.</li></ul>



<p>Sadik Canlar &#8211; İnsan ve Hayat Dergisi</p>
<p><a href="https://www.gulfidan.k12.tr/lorem-ipsum/">Ayakkabısız Okullar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.gulfidan.k12.tr">Özel Gülfidan Okulları</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">618</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
